17 Eylül 2010

NİL KARAİBRAHİMGİL / GİTME YOKSAA :)

Gitme yoksa içerim bütün uyku haplarını
Sonra karıştırırsın ruh kitaplarını
Bir mektup yazarım hep seni sevdimle biten
Sonra artık hesap et bir daha olur mu hiç neşen
Gitme yoksa atlarım en yakın köprüden
Hafızaya gerek yok bu olur tek hadisen
Gitme yoksa katlederim bizim yan komşuları
Sonra polise derim öldürmüş masumları

Gitme dünyam dönsün dönsün
Dünyam dönsün dönsün
Ben hiç kimse ölsüm mölsün istemem

Gitme yoksa düşer yolum kiralık katillere
Sonra vurup durursun ıssız sahillere
Gitme yoksa adım geçer akşam haberlerinde
Git gide yaşlanırsın bir akıl hastanesinde

Gitme dünyam dönsün dönsün
Dünyam dönsün dönsün
Ben hiç kimse ölsüm mölsün istemem

Gitme gitme
Gitme terketme, terketme gitme
Gitme gitme gitme
Gitme terketme, terketme gitme
Gitme istemem
 
bugünde bu şarkıya taktım hadi bakalımm ben bi şarkıda bukadar eğlenmedim hiç :) yeerli dizilerden beter aşk var, dram var, tehdit zaten varr :) bide eğlenceliii!!

6 Eylül 2010

NEDEN HAYIR TAYYİP ANLATMIŞ

Cumhuriyet yazarı Ali Sirmen, bugün köşesinde referandumda vere...ceği oyu açıkladı. Kendisinden bekleneceği üzere "Hayır" oyu verecek olan Sirmen'in yazısında ilginç olan şey ise Sirmen'in Hayır gerekçesini
Tayyip Erdoğan'dan almış olması.

Eşinin okuduğu ve bunu yaz dediği, Erdoğan'ın bir açıklamasını köşesine taşıyan Sirmen, yazısında neden "hayır" vereceğini şöyle anlatıyor.

Son zamanlarda, artık "evet mi hayır mı?" sorularından bıkmaya başlamıştım ki, Mine cumartesi günkü gazetelerden birinde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir açıklamasını okudu ve hemen buyurdu:
- Her şeyi açık açık anlatıyor. Sen de bunu yaz da herkes görsün!
Bir köşe yazarı, karısı yaz deyince, yazmaktan başka ne yapabilir ki? Ben de yazıyorum.
Bakın Tayyip Erdoğan perşembe günü katıldığı iftar yemeğinde ne demiş:
"İnanın ayaklarımızda pranga var. Biz prangaları çözemediğimiz sürece, sizler belki dışarıdan zannediyorsunuz ki, parlamentonun yüzde 65'ine sahipsin çöz de git! Neyi çözüyorsun?
Türkiye'de parlamentonun da, yürütmenin de üzerinde bir yargı gücü var. Seni engelliyor. Ben bugün vali ataması yapamıyorum. Seni engelliyor. Atadığım valiyi geri iade ediyor aynı anda. 23 kere bir müdürü geri iade ediyor (geri iade ediyor denmez ama üslup Başbakan'ındır aynen koruyorum A.S.) Ben bir yürütme ve hükümet olarak, istediğim müdürü istediğim yere atayamazsam, istediğim valiyi istediğim yere atayamazsam, bu ülkede ben nasıl icrai faaliyet yapacağım? Halkın karşısına o mu geliyor, ben mi geliyorum?.. Yarın beni siz yargılayacaksınız, vatandaş yargılayacak. İyi yaptın kötü yaptın diye bana diyecek olan kim. Onlar halkın karşısına çıkmıyor ki, ben çıkıyorum halkın karşısına. Hesabı veren ben, ama gelip bana zulmeden de o. Bu böyle yürümez. Onun için bu anayasa değişikliğine evet istiyoruz."
***
Tayyip Bey'in 23 Nisan 2010 yılında koltuğunu sembolik olarak küçük bir çocuğa bırakırken söyledikleri de şuydu:
- Artık mühür sende, ister asarsın, ister kesersin!
Tayyip Bey'in bu iki konuşması 12 Eylül'de anayasa referandumunda neden hayır oyu vereceğimi gayet iyi açıklıyor.
Görüyorsunuz Tayyip Bey kendi sözleriyle açıklıyor ki, 12 Eylül oylamasının asıl gerekçesi kendi astığı astık, kestiği kestik yönetiminin önündeki yargı engelini kaldırmak. Tayyip Bey'e bu açık sözlü konuşmasından dolayı çok teşekkür ederiz. Bütün aldatmacaların ardında, gerçek niyetin ne olduğunu şimdiye dek hiç kimse, bu kadar net bir biçimde anlatamamıştı.
Teşekkürler Tayyip Bey! "Hayır"ın en güzel en açık gerekçesini bizzat siz verdiniz.
Neden HAYIR a mükemmel açıklama,,, Cumhuriyet yazarı Ali Sirmen, bugün köşesinde referandumda vereceği oyu açıkladı. Kendisinden bekleneceği üzere "Hayır" oyu verecek olan Sirmen'in yazısında ilginç olan şey ise Sirmen'in Hayır gerekçesini Tayyip Erdoğan'dan almış... olması. Eşinin okuduğu ve bunu yaz dediği, Erdoğan'ın bir açıklamasını köşesine taşıyan Sirmen, yazısında neden "hayır" vereceğini şöyle anlatıyor. Son zamanlarda, artık "evet mi hayır mı?" sorularından bıkmaya başlamıştım ki, Mine cumartesi günkü gazetelerden birinde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir açıklamasını okudu ve hemen buyurdu: - Her şeyi açık açık anlatıyor. Sen de bunu yaz da herkes görsün! Bir köşe yazarı, karısı yaz deyince, yazmaktan başka ne yapabilir ki? Ben de yazıyorum. Bakın Tayyip Erdoğan perşembe günü katıldığı iftar yemeğinde ne demiş: "İnanın ayaklarımızda pranga var. Biz prangaları çözemediğimiz sürece, sizler belki dışarıdan zannediyorsunuz ki, parlamentonun yüzde 65'ine sahipsin çöz de git! Neyi çözüyorsun? Türkiye'de parlamentonun da, yürütmenin de üzerinde bir yargı gücü var. Seni engelliyor. Ben bugün vali ataması yapamıyorum. Seni engelliyor. Atadığım valiyi geri iade ediyor aynı anda. 23 kere bir müdürü geri iade ediyor (geri iade ediyor denmez ama üslup Başbakan'ındır aynen koruyorum A.S.) Ben bir yürütme ve hükümet olarak, istediğim müdürü istediğim yere atayamazsam, istediğim valiyi istediğim yere atayamazsam, bu ülkede ben nasıl icrai faaliyet yapacağım? Halkın karşısına o mu geliyor, ben mi geliyorum?.. Yarın beni siz yargılayacaksınız, vatandaş yargılayacak. İyi yaptın kötü yaptın diye bana diyecek olan kim. Onlar halkın karşısına çıkmıyor ki, ben çıkıyorum halkın karşısına. Hesabı veren ben, ama gelip bana zulmeden de o. Bu böyle yürümez. Onun için bu anayasa değişikliğine evet istiyoruz." *** Tayyip Bey'in 23 Nisan 2010 yılında koltuğunu sembolik olarak küçük bir çocuğa bırakırken söyledikleri de şuydu: - Artık mühür sende, ister asarsın, ister kesersin! Tayyip Bey'in bu iki konuşması 12 Eylül'de anayasa referandumunda neden hayır oyu vereceğimi gayet iyi açıklıyor. Görüyorsunuz Tayyip Bey kendi sözleriyle açıklıyor ki, 12 Eylül oylamasının asıl gerekçesi kendi astığı astık, kestiği kestik yönetiminin önündeki yargı engelini kaldırmak. Tayyip Bey'e bu açık sözlü konuşmasından dolayı çok teşekkür ederiz. Bütün aldatmacaların ardında, gerçek niyetin ne olduğunu şimdiye dek hiç kimse, bu kadar net bir biçimde anlatamamıştı. Teşekkürler Tayyip Bey! "Hayır"ın en güzel en açık gerekçesini bizzat siz verdiniz.

5 Eylül 2010

EĞLENCELİ MUMLAR

                                                                                        

ister üfleyerek yakın, ister elinizi çırparak. Elektronik mumlar özel led teknolojisi ile mum ışığını aynı şekilde simule eder.Gece lambası olarak kullanabilirsiniz. Mumların yanması için içine doğru üflemeniz veya ellerinizi çırpmanız yeterlidir. Söndürme işlemi de aynı şekilde gerçekleştirilir.
Gizli açma kapama düğmesi ile evde uzun süre olmayacağınız zamanlar çalışma mekanizmasını tamamen kapatabilirsiniz.
Açık konuma getirdikten sonra mumu yakmak ve söndürmek için, muma doğru üflemeniz veya ellerinizi çırpmanız yeterlidir.
Üzerindeki siluetler ile şık bir ışıklandırma sağlar. çok zevkli ve mum ışığında oturmanın romantikliği ve eğlenceli şekillerin duvara yansımasının eğlencesi birarada :) bu ürünü www.hediyefabrikasi.com da gezinirken buldum gerçekten çok güzeller değilmii :)

25 Ağustos 2009

YALANMIŞ!

Kulağımın içi kaşınıyor....
Felaket.....
Önce azar azar başlıyor kaşıntı,geceleri...
Sonra artıyor.Kaşımak da bir zor ki kulağın içini...
Bir türlü geçmiyor. 'Ne yapsam acaba?' diyorum.
Günler geçtikçe daha da artıyor......
Doktora gitmeye kararveriyorum.....
Arkadaşlarıma soruyorum...
'Tanıdığınız iyi bir kulak burun boğazcı var mı?' diye. 'N'oldu ki?'diye soruyor arkadaşlarım.'Kaşınıyor kulağım' diyorum. 'Uyuyamıyorum geceleri, kulak kaşınmasından!'Bir doktorun adını söylüyor bir tanesi.... 'Çok iyi doktordur' diyor. 'Kimsenin çözemediğini çözer, iyileştiremediğini iyileştirir.'
Gidiyorum doktora.Gözlüklü, şirin bir amca... Elinde bir büyüteç, kulağıma bakıyor....Şaşırıyorum önce. 'İçinde kaşıntı var' diyorum.'Öyle büyüteçle ne anlayacaksınız ki?'..........'Yok' diyor, 'Ben çoktan anladım ne olduğunu da, şimdi daha iyi görmek için bakıyorum.'.........
'Nedir?' diyorum doktora.
'Eski sözler kaçmış kulağınıza' diyor....
'Nasıl yani?' diyorum......
'Kimin sözleri?'.....
'Bakacağız' diyor....
Sonra bir alet çantasından kocaman, ucu ince, cımbıza benzer bir alet çıkarıyor...
'Yan durun. Kıpırdamayın' diyor bana....
Biraz irkiliyorum.'Eski sözler' diyorum, 'Ha?'.................
Cımbızın ucu kulağımagiriyor, canımı acıtmıyor nedense....
'Bir erkek sesi bu' diyor.... Sanki bir uğultu duyuyorum.
Cımbızı çıkarıyor kulağımdan.
'Yalan kaçmış kulağınıza!' diyor.... doktor.
Yalana bakıyorum.Küçücük bir şey gibi gözüküyor.
'Vay be!................ Günlerdir kulağımı kaşındıran bu muymuş?Hangi yalan peki?' diyorum.
'Durun, bekleyin' diyor doktor.
'Dikkatli olmamız lazım. Tekrarkulağınıza kaçabilir.Önce şu deney tüpünün içine koyalım. Sonra serbest bırakırız.
'Yalanı tüpün içine koyuyor....
Kapağını da kapıyor tüpün....
Serbest kalıyor yalan.
'Seni seviyorum'
diye cılız bir ses geliyor tüpün içinden......
'Yalanmış ha?' diyorum.
Kulağım bile anlamış,
kalbim hala anlamıyor....

İclal Aydın

6 Ağustos 2009

YALIN Kİ SEN

Hazırlanmış bir yere gidiyor gibisin
Benim her yerde elim kolum var
Bilmez misin yüzüm düşmüş
Kaç gündür
Düşünüyorum
Tenhalaştı kahvaltılarımız
Bomboş bakıyoruz artık
Bir bildiğin var da susuyor gibisin
Ki sen benim gözyaşlarımı da gördün
Sen benim ilk aldığım güldün

Heyecanını kaybetmişsin
Yok inancını kaybetmişsin
Doya doya sarmamışım
Bize çok günah etmişsin

Hazırlanmış bir yere gidiyor gibisin
Benim her yerde elim kolum var
Bilmez misin yüzüm düşmüş
Kaç gündür düşünüyorum
Tenhalaştı kahvaltılarımız
Bomboş bakıyoruz artık
Bir bildiğin var da susuyor gibisin

Ki sen benim gözyaşlarımı da gördün
Sen benim ilk aldığım güldün
Heyecanını kaybetmişsin
Yok inancını kaybetmişsin
Doya doya sarmamışım
Bize çok günah etmişsin
Heyecanını kaybetmişsin
yok inancını kaybetmişsin
Doya doya sarmamışım
Bize çok günah etmişsin

Ki sen benim gözyaşlarmı da gördün
Sen benim ilk aldığım güldün..

Heyecanını kaybetmişsin
Yok inancını kaybetmişsin
Doya doya sarmamışım
Bize çok günah etmişsin

Doya doya sarmamışım
bize çok günah etmişsin...

Yalin - Ki Sen - 2009 Yeni Video Klip
by MusicTimee

24 Temmuz 2009

ANSIZIN

Gece geçer yar geçmez, ahh
Yol bana sevda kime
ayrılık zehirli bir hançer
Saplanır yürüğime
Belki bugün belki yarın ansızın tutacaktım ellerinden
belki bugün belki yarın ansızın ellerinden
Belki bugün belki yarın ansızın tutacaktım ellerinden
belki bugün belki yarın ansızın gitmeseydin...

12 Temmuz 2009

GERİ DÖNMEK!

can parçam
söyle şimdi ne haldesin
bıraktığım gibi misin?
yoksa başka eldemisin?
dönsem diyorum bir kıyamet zamanı
dönmek zor..
dön desen
demen çok zor...

6 Şubat 2009

CEM ADRİAN - SONBAHAR

düştü elleri içimdeki boşluğa,
su titredi, yaprak oynadı dalında.
kesti elimi yüzündeki kirpiği,
kalbimde bir çiçek açtı.. yine...

bir rüya olmalı gördüğüm,
gördüğüm bir rüya olmalı,
belki de belki de hiç uyandırmamalı...
sonbahar sonbahar olmalı,
sebebi sebebi sonbahar,
sonbahar sonbahar..
korkmuyorum hiç !

başla hadi!
sar karanlığına beni,
al en derinine hadi!
sar bikere sar bikere!

başla hadi!
vur yalnızlığınla beni,
yerden yere yerden yere hadi!
vur bikere vur bikere!

başla! yıka yağmurlarında beni,
ıslat yine ıslat yine hadi ağlat!
kaybet kaldırımlarında beni,
yürüt yine üşüt yine hadi!

korkmuyorum!
korkmuyorum!

22 Ocak 2009

KELEBEK

Nev yeni albüm çıkarmış!!!! :)
Nevin şarkılarını çok beğenerek dinleyen biri olarak çoookkk sevindim!
Bide bu aralar en sevdiğim böceğin kelebek olduğuna karar vermişken cem adrianın kelebek şarkısını bağara bağara 'BEN BİR KELEBEĞİM' diye söylerken nev'in yeni albümünden ilk dinlediğim şarkısı kelebek olduu:)) işte sözleri:

Nev - Kelebek
Sen boşver onları uç gönlünce
Onların hiç kanatları olmadı ki...
Kelebek...Ooo...Kelebek...Ooo...

Açar mı kanatların bir gün yine?
Kelebek kaç gün var geriye?
Kısacık ömür yeter mi onca hayale?
Gücenme dünya hali böyle..

Sen boşver onları uç gönlünce
Onların hiç kanatları olmadı ki...
Sen boşver onları uç kendin gibi kelebek gibi...
Onların ruhu böyle rengarenk değil saf ve tertemiz

Kelebek sen uç hep gönlünce...
Kelebek sen uç hep gönlünce...

Sen boşver onları uç gönlünce
Onların hiç kanatları olmadı ki...
Sen boşver onları uç kendin gibi kelebek gibi..
Onların ruhu böyle rengarenk değil saf ve tertemiz...

Kelebek sen uç hep gönlünce...
Kelebek sen uç hep dokunmasınlar kanatlarına dökülür ya pulların
Unutma sen kelebeksin, ben seni öyle sevdim.
Bir asi rüzgardın da kıyamadım dokunmaya
Sen demiştin ya giderken
Ah kelebek seni hep seveceğim...

10 Ocak 2009

İç Sesimizin Tonunu Annemizin Sesi Söylüyor



Çocuklar konuşmaya ilk başladıklarında yapacaklarını tek tek ifade ederler. ‘Kamyonu alıyoruz, oyuncağı üzerine koyuyoruz’ gibi. Bir süre sonra bu konuşmalar yok olur.
Yaşamımızdaki ilk konuşmalar anne ve yakın çevrenin etkisiyle oluşuyor. Dr. Ferahim Yeşilyurt’a göre, eğer endişeleri nedeniyle korumacı bir anne yanında büyüyorsanız, çevresel konuşmalar bu doğrultuda oluşuyor.
Karamsar bir anneniz varsa siz de olaylarla ilgili karamsar konuşmalar yapmaya başlarsınız. Bir süre sonra ise bu iç konuşmalarınızı başkaları duyamaz. Ama kendi içinizde devam eder gider.
Çocukken anneniz izin vermemesine rağmen bardaktan su içmeyi istediniz. Suyu içerken bardak elinizden kaydı ve yere düştü. Yerlere su ve cam parçaları dağıldı. Eğer anneniz “Aptal çocuk seni. Sana söyledim değil mi içemezsin diye, ortalığı berbat ettin” biçiminde konuşursa siz de bu konuşma tarzından etkilenirsiniz.Anneniz olaya daha sakin de yaklaşabilir. “Şimdi içemiyorsun ama biraz büyüdüğünde tek başına bardaktan su içebilirsin” biçiminde konuşursa daha umutlu bir konuşmayı öğrenmiş olursunuz.

9 Ocak 2009

Yine Sana Dair

Sende, ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini,
sende, ben, kumarbaz macerasını keşiflerin,
sende uzaklığı,
sende, ben, imkansızlığı seviyorum.

Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine
ve kan ter içinde, aç ve öfkeli,
ve bir avcı istihasıyla etini dişlemek senin.
Sende, ben, imkansızlığı seviyorum,
fakat asla ümitsizliği değil..

8 Ocak 2009

Eurovision Şarkısının Şarkı Sözleri

Baby you’re perfect for me
you are my gift from heaven
this is the greatest story of all times
we met in like in a movie
so meant to last forever
and what you’re doing to me
feels so fine
angel I wake up
and live my dreams
endlessly
crazy for you
can you feel the rhythm in my heart
the beats going Düm Tek Tek
always out it like there no minute
feels like there’s no way back
can you feel the rhythm in my heart
the beats going Düm Tek Tek
always out it like there’s no minute
feels like there’s no way back
baby i read all answers
in your exotic movements
you are the greatest dancer of all times
you make me feel so special
no one can kiss like you do
as it is your profession
feel so fine
angel i wake up and live my dreams
endlessly
crazy for you
can you feel
the rhythm in my heart
the beats going Düm Tek Tek
always out it like there no minute
feels like there’s no way back
can you feel the rhythm in my heart
the beats going Düm Tek Tek
always out it like there’s no minute
feels like there’s no way back
can you feel the rhythm in my heart
can you feel the rhythm in my heart
the beats going Düm Tek Tek
always out it like there no minute
feels like there’s no way back
can you feel the rhythm in my heart
the beats going Düm Tek Tek
always out it like there’s no minute
feels like there’s no way back
always out it like it no minute
feels like there’s no way back
always out it like there’s no minute
feels like Düm Tek Tek..

6 Ocak 2009

İŞTE BÜYÜK AŞK :)


7 ve 6 yaşındaki minik aşıklar evlenmek için Afrika'ya gitmeye kalkıştı! Bakın neler oldu... Almanya'da biri 7, diğeri 6 yaşında iki küçük aşık, son derece "romantik" bir fikirle, "sıcak bir balayı için" Afrika'da evlenmek üzere yola çıkmalarının ardından, Hannover tren garında yakayı ele verdi.
Alman polisinin açıklamasına göre, yılbaşı gecesi dul babasının yeni birlikte yaşamaya başladığı kadının iki kızından 7 yaşındaki Anna-Lena'ya gönlünü kaptıran 6 yaşındaki Mika, sevgilisini "sıcak Afrika'da evlenmeye" ikna etti. Boşanmış ailelerin çocukları olan iki minik aşık, Anna-Lena'nın 5 yaşındaki kız kardeşi Anna-Bell'i de şahitlik yapmak üzere yanlarına alarak, 1 Ocak sabahı güneş gözlüğü, plaj eşyaları ve kıyafetleri koydukları valizleriyle yola düştü. Langenhagen'daki evlerinden aileleri uyurken erkenden yola çıkan çocuklar, yaklaşık bir kilometre yürüdükten sonra havaalanına gitmek üzere Hannover tren garına giden tramvaya bindi.
Tren garında küçük çocukları fark eden demiryolu görevlilerinin polisi uyarması üzerine iki polis memuru, minik aşıkları ve şahitlerini, parasız ve uçak bileti olmaksızın Afrika'ya gidemeyecekleri konusunda ikna ettikten sonra gardaki karakola götürdü. Aileleri bulunan çocuklar, anne babalarına teslim edildi. Minik aşıklar, "projelerini daha sonra gerçekleştirmek istediklerini" belirtti.

5 Ocak 2009

ÖYLE BİRİNİ BULUN Kİ!!!

Öyle birini bulun ki;
Size içten bir şekilde güzel olduğunuzu söyleyen;
Sizin uykuya dalmanızı seyretmek için uyumayan;
Sizi alnınızdan öpen;
Size en zor anlarınızda bulutların üstüne çıkarmak isteyen;
Arkadaşlarının önünde elinizi tutan...

Öyle birini bekleyin ki;
Size durmadan size sahip olduğu için kendini şanslı saydığını
veya ne kadar önemsediğini hatırlatan;
Arkadaşlarına dönüp 'aradığım o...' diyen...

Öyle birini sevin ki...
Aşkın sevginin en güzelini yaşayın :)

24 Aralık 2008

Bağlanmayacaksın - Can Yücel

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak...

20 Aralık 2008

REKLAMMATİK

Geçen bir arkadaşımdan bir mail geldi.Reklam izleyerek para kazanmak istermisin diye kim istemezki :)
Reklammatik diye bir site açılmış ne kadar süredir var bilmiyorum ama hemen üye oldum hem reklam izliyosun hem para kazannıyosun çok büyük meblalar değil ama hediyeler falanda var aman haftada bir bilgisayarda 2 reklam izleyince milyarlar vermelerini beklemiyordum zaten:) Neyse üye oldum, sitede sadece reklam izleyerek değil arkadaşlarınızı davet ederekte puan kazanabiliyorsunuz bizim gibi gününün yarısından fazlasını bilgisayar başında geçirenlerin haftada 10 dakikasını ayırıp para kazanmasıda güzel bişi tabi!Sonunda bilgisayar başında oturuyoruz diye en azından birileri bizi ödüllendiriyor :) Katılmak yada siteyi gezmek isterseniz davet linkime tıklamanız yeterrli :)))
davet linkim : http://secure.reklammatik.com/member_main.php?page=new_member_link&refererid=266984d55191957d539129df01687f16

Ofisinizde masanızın üzerinde sulamakla uğraşmayacağınız bir bitki arıyorsanız bu ürün tam size göre, güneş enerjisi ile yaprakları oynayan bu dost bitki görenleri şaşırtacak..
Bitkiniz tamamen çevre dostu gün ışığı ile çalışmaktadır, pilsizdir. Yaprakları dökülmez, bir gün ofise geldiğinizde onu ölü bulmazsınız, kısacası sizi eğlendiren sorunsuz bir bitki :)














16 Aralık 2008

SÖYLEYEMEDİM...

Düşlerde sevdim seni söyleyemedim
Sessiz öptüm nefesini söyleyemedim

Sana ben şiirler sözler büyüttüm
Sana ben baharlar yazlar büyüttüm
Sana ben hummalı gizler büyüttüm
Söyleyemedim

Şarkılar yazdım sana okuyamadım
Hep yanımdaydın oysa dokunamadım

Sana ben hayaller düşler büyüttüm
Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm
Sana ben hummalı aşklar büyüttüm
Söyleyemedim...

5 Aralık 2008

ŞARAP ÜRETİCİSİYMİŞİM! :)

Az önce bir test buldum nette hemen merak duygularımı kabarttı hemen uyguladım bakın önceki hayatımda neymişim çok mükemmel bir hayatım yokmuş aslında ama güzel bi aşk hikayem varmışş en azından :)

Şarap Üreticisi

Bir önceki hayatınızda Güney Fransa’da üzüm bağları olan bir şarap üreticisiydiniz. Maddi açıdan varlıklı fakat bulunduğu çevreden hoşlanmayan biriydiniz. Bu nedenle sık sık kendi dünyanıza çekilir ve hayat üzerine bir filozof edasıyla düşünceler geliştirirdiniz. Hatta bu düşüncelerinizi yazıya döküp bir kitap halinde yayınlamayı bile düşündünüz fakat beklenmedik bir aşk macerası sizin hayata bambaşka bir gözle bakmanıza neden oldu ve daha önce yazdığınız ve düşündüğünüz herşey size yavan gelmeye başladı. Bu nedenle bu yazıları hiç bir zaman yayınlamadınız. Büyük aşkınızla hiç bir zaman evlenmediniz ama ömrünüzün sonuna kadar birlikte yaşayarak, hayatınızın tadını doya doya çıkardınız. Ölümünüzden sonra sevgiliniz sizin yazılarınızı evin bir köşesinde buldu ve her akşam sizinle konuşur gibi hissederek o yazıları tekrar tekrar okudu.

27 Kasım 2008

NEYZEN TEVFİK

Fıçı
Neyzen Tevfik'e doktor içkiyi men etmişti.Fakat Peyami Safa bir günüstadı ziyarete gittiğinde odanın bir köşesinde bir fıçı şarap gördü
.-Bu ne bre üstad? Diye sordu. Hani sen artık içmeyecektin?
-Ne yaparsın, oğul, içmezsem kuvvetten düşüyorum.
-Peki, içkinin faydası oluyor mu?
-Ne diyorsun olmaz olur mu? Mesela bu fıçı buraya ilk geldiği zamanyerinden kımıldatamıyordum, şimdi iki elimle kaldırabilirim....

25 Kasım 2008

YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİRŞEY VAR

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

Ataol BEHRAMOĞLU

19 Kasım 2008

ÇOCUK İSTİSMARINA SON

1- Cinsel taciz suçu yürürlükteki T.C.K'da şikayete bağlı suç unsuru olarak sayıldığından ve cezaların düşük tutulduğunu göz önüne alarak, bu insanlık dışı suçun, çağdaş ülkelerde olduğu gibi şikayete bağlı suç unsuru kapsamından çıkarılmasını, şikayetçi olunmasa da kamu davası niteliğinde değerlendirilerek, kanıtlandığı takdirde çocuklarımızın bedenen ve ruhen yaralanmaması için, gerekli yasal düzenlemelerin tarafınızca bir an önce yapılmasını ve yaşama geçirilmesini, yasaların bu tür sapkınlıkları en ağır şekilde cezalandırmasını;
2- Tacize, tecavüze ve her tür cinsel istismara uğrayan çocuklar için özel terapi merkezlerinin kurulmasını ya da var olan kuruluşlardaki bölümlerin açılmasını ve uzmanların yetiştirilmesini, mağdurların kendilerini güvende hissetmeleri, dolayısıyla yaşadıklarını deşifre edebilmeleri icin gerekli ortamın sağlanmasını;
3- Kreşlerden başlayarak tüm okullarda düzenli olarak bilinçlendirme çalışmaları yapılmasını, çocukların bilgilendirilmesini, öğretmenlik eğitiminin içinde yer almasını;
4- Bu konuda denetim makamı olan kişi ve kuruluşların görevlerini eksiksiz ve objektif bir şekilde yerine getirmelerini talep ediyoruz.
Bir ülkede mağdur olan insanları kanunlar korur.
Kanuna inancımızı yitirmek istemiyoruz.

Diyorsanız sizde imzalayın lütfen!!!

http://kampanya.annecocuk.com/

14 Kasım 2008

EGELİ LODOS




Son günlerde evimde sürekli dinlediğim parça.Şarkının sözlerini iyi dinleyin bütün kelimeler farklı anlamlara götürüyor insanıı...

13 Kasım 2008

GÜLÜŞÜN

Gülüşünde bir mana var,
Saklayamazsın.
Sarılışında ne düşler,
Ne düşükler, Sakınamazsın.
Aynı yolları,
Kimsesiz mekanları,
Birlikte özleme hasreti...
Yalnızlığımın dert ortağı gastrit...
Gülüşünde bir mana var,
Saklayamazsın.
Bütün iç savaşlarda,
Rehin alındı bu yürek
Kandıramazsın.
Hangi çekilişin Büyük ikramiyesi bu,
En uzak sevişmelerin
Yeni yetme utancı.
Lakin aşk,
Biraz da utanmaktır yaşamaktan,
Sakınamazsın...
Yeni yetmelik işine gelince:
O zaten hepimizin gizli öznesi
Türkçede var.
Bazı dillerde yok.
Gülüşünde bir mana var,
Saklayamazsın.
Kime niyet kime felaket bu aşk,
Anlayamazsın.
Ödümüz patlıyor acı çekmekten
Oysa;
Biraz da acıdır,
Aşkın mayası.
Kaçınamazsın.
Gülüşündeki manayı saklayamazsın.
Tutunacak yerimiz yok,
Resmi tutanaklarda.
Gülüşünde bin yıllık hasret var,
Saklayamazsın. ..........................
Bu yazık karşılaşmanın
Alnımıza çakılıyor anafikri:

Aşka cesaretimiz yoksa
Başka zaman görüşürüz!

YILMAZ ERDOĞAN

6 Ekim 2008

MIMLENDIMMM! :)

Bugünn maillerime bakarken haydins'in kendine iyi bak yazıma yorum yazdını gördüm meğersem mimlenmişimm :)
Nerelerdeydim bu kadarr zamandır derseniz çalışıyorum artık ben bide okul olunca yoğun tempo içinde yazı yazmaya fırsat bulamadım. :)
Şimdi gelelim Haydins'in beni mimlediği sorularaa benii tanıyın bakalımm :)

1.ISMINIZ?
DILEK Ama yakın arkadaşlarım bana cimcime diyolar. Arada cadı diyenlerde olmuyo değil :)

2. NERELİSİNİZ?
Doğma büyüme İzmitliyim.Annem Bulgaristan doğumlu yani macırlar. Babam da doğma büyüme İzmitli ama dedemler yunanistandan gelmişler. Annem onlara gavurdan dönme diyor :) pomaklardaa :) Pomak bildiğim kadarıyla rum kökenli sonradan Türk vatandaşı ve müslüman olanlara deniyor.

3.YAŞADIĞINIZ YER?
Bu karışık biraz iştee! Ailem İzmitte ama ben okul ve iş nedeniyle Bilecikde yaşıyorum. Yani benim evim Bilecikde ama İzmitede ayda bir gidiyorum iştee :)

4.MESLEĞİNİZ?
Öğrenciyim ve hiç bitsin istemiyorum çalışma hayatının zor olduğunu farkettim son 1 aydırr :)

5.HOBİLERİNİZ?
Ben tam bir müzik delisiyim:) Hayatımın her anına uygun bi müzik vardır. Kızgın olduğumda mutlu olduğumda... hep yaptığım müzik dinlemektir. Ve yüzmek tabiki kendimi bildim bileli beni dinlendiren mutlu eden rahatlatan tek spor tek başına suyla gökyüzünün konuşmasına şahit olursun yüzerken eğer seni severlerse aralarına alırlar ve sana neler olduğunu anlatırlar sakinleştirirler budur benim düşüncem :)

6.EVLİ MİSİNİZ?
Evli değilim tabikide daha yaşım 24 çok varr başımı yakmama:) evlenmeye karar verdiğimdee zaten ilk önce sizin haberiniz olcak ve davetli listemin başlarında isimleriniz olcak :)

7.KAÇ TANE ÇOCUĞUNUZ VAR?
Evli olmayıpta çocuğumun olması biraz garip olmazmıı :P

8.EN SEVDİĞİNİZ YEMEK?
Tabiki makarnaa :) Kim sevmezkii :)

9.SEVDİĞİNİZ MÜZİK TÜRÜ?
Arabesk harici her tür müzik ama türkü dinerken eğleniyorumm :)
ve canlı performansları dinlerken coşuyorum :)

10.NERELERE GİTMEK İSTERSİNİZ?
Yunanistan tek hayalim aslında ama isviçreyide merak etmiyo değilim :) Tek gitmeyeceğim yer Amerika kendilerine kalsın ne onlarr benim ülkeme gelsin nede ben onların ülkesine gideyim :)


İşte bukadarr mimlenmek zor değilmiş hiçde :) Ben kimi mimlesemm? Nilaylayımı mimliyim barii onuda tanıyın dicem ama siminya benden önce davranmışş bende püstüklü mama'yı mimliyorum ozaman kolay gelsinnn :)
Hepiniz kendinize iyi bakın fırsatım oldukçaa yazı yazmaya çalışıcamm ama siz beni yinede özleyinn :))))